Yapılar, Anıtlar, Objeler

Sanremo

Villa Manolya & Sultan Vahdettin

Villa Manolya & Sultan Vahdettin
GPS Kodu: 43°49’21.1″N 7°47’18.9″E

Sanremo şehrinin Türkler için önemli tarafı Osmanlı’nın son hükümdarı olan VI. Mehmet Vahdettin İstanbul’dan ayrılmak zorunda kaldıktan sonra 11 Haziran 1923’de Sanremo’ya yerleşmiş ve bu şehirde 15 Mayıs 1926’da vefat etmiş olmasıdır. 1922’de Ankara’da ki Meclis’te vatana hıyanetle suçlanan Sultan, yanında oğlu ve her daim yanında olmuş ve kendisine sadaktinden şüphe duymadığı hizmetkarlarınin bär kısmı ile İstanbul’u terk ederek Malta’ya; oradan Hicaz’a geçti. Hicazda rahatsızlanan Sultan, Filistin’e yerleşmek, son dönemlerini burada geçirmek istedi, ancak bu bu kadar da kolay değildi. Genç Türkiye Cumhuriyetini tanıyan ve sorun yaşamak istemeyen İngiltere bu zoraki misafir yüzünden gerginlik yaşamak istememiş ve Hicaz’da kalmasına sıcak bakmamıştı. Gemisi, Hicaz’dan İskenderiye’ye gelen Sultanın isteği Hicaz olmazsa Mısır’a yerleşmekti. Zamanın Mısır Kralı Fuad Osmanlı’ya tarihten gelen husumeti sebebi ile bu isteği dikkate almadı. Padişah çaresizlik içinde iken, İskenderiye’nin İtalyan Konsolosunun gemiyi ziyareti ve zamanın İtalya Kralı III. Vittorio Emanuele selamı ve davetini Sultana iletti. Kral, kendisini şehzadeliği zamanından tanıyan Sultana, dilediği sarayda oturmak iznini taahhüd ediyordu. Kral III. Vittorio Emanuelle, veliahd iken İstanbul’a gelmiş; refakatine o zaman şehzade olan Vahdeddin Efendi tahsis edilmiş; ikisi arasında bir dostluk doğmuştu. Tam o sırada babasının vefat haberini alan prens, kral olarak ülkesine dönmüştü.

Padişah, daveti kabul etmek zorundaydı. Böylece son Sultanın son seyahati İtalya’ya doğru başlamış oldu. Hanedanın diğer üyeleri de Menton, Nice gibi şehirlere zamanında yerleştikleri için Sanremo’ya yerleşmek aslında kötü bir teklif sayılmazdı. Kendisini Cenova Limanın’da Kral ve Mussolini karşılamıştı. Buranın havası hoş ve Fransa’daki kızkardeşi Mediha Sultan’a da uzak değildi. İran Şahı Muhammed Ali Kacarında sürgün yeri burasıydı. Padişahı halife  olarak tanıyarak ve hatta kızı Sabiha Sultan’ı isteyen, ama bu teklifine sıcak bakılmayan Şah tam bu sıralar Sanremo’da vefat etti. Sultan Vahdeddin, aynı kaderi paylaşan Şahın cenazesine iştirak etti. Kaderin cilvesi o ki, Sultanın geldiği ve gideceği gibi, Şahın cenazesi de gemiyle Şam’a, buradan Bağdad’a götürülüp Kerbela’da toprağa verilmiştir. Sultanın ilk ikametgahı dinamiti bulan Alfred Nobel’in evi Villa Nobel oldu. Burası meşhur ilim adamı Alfred Nobel’in eviydi. Tropik ağaç ve çiçeklerle süslü küçük bahçe içinde sade bir evdi. Bugün orijinal haliyle durmakta ve Nobel Müzesi olarak ziyaret edilebilmektedir. Bu küçük evde, saray teşrifatı aynen devam ediyor; gidip gelenin ardı arkası kesilmiyordu. Padişah, kendisi yüzünden vatanından ayrı kalan bu insanları teselli etmeye çabalıyor, ortalık yatışınca, memleketine döneceği inancını muhafaza ediyordu. 1924 yılının Mart ayında hanedanın tamamının sürgün kararı çıkmış, ailesi de gelince, memleketine dönme ümidini tamamen kaybettmişti. Villa Nobel, kalabalık nüfusa yetmez oldu. 1925 yaz başında yolun karşısındaki Villa Manolya’ya (Villa Magnolia) taşınıldı. Geniş bahçesinde çeşitli çiçek ve ağaçların bulunduğu ve manolya kokusundan dolayı bu ismi alan villanın kapısında iki jandarma bekliyordu. Padişah sakal bırakmış, artık iyice inzivaya çekilmişti. Kocası Damad Ferid Paşa’nın ölümü üzerine ailesiyle yanına taşınan kızkardeşi Mediha Sultan’la saatlerce dertleşir, tek tesellim, dediği sigarayı da arttırmıştı. Sanremo Gazinosunda Sultan, Kral ve Mussolini bu zaman zarfında sık sık görüştükleri bilinmektedir. Sanremo sosyetesinin en büyük merakı Sultanın Haremi idi. İtalyan hanımlar sık sık Haremi ziyarete geliyor; hemen hepsi Fransızca bilen Harem halkının zarafet, nezaketi ve kültürü karşısında hayranlıklarını gizleyemiyordu. Padişah ve ailesi ile yaverlere İtalyan hükümeti pasaport vermişti.

Vefat edinceye kadar burada yaşayan son Sultanın, vefaat hikayesi de acıklıdır. Padişahın, Sanremo sürgünü sırasında maddi sıkıntı içinde yaşadığı, yanında götürdüğü para ve mücevherlerin hepsi sattığı bilinmektedir. 1926 senesinde yağmurlu bir mayıs gecesi, ailesiyle sohbet ederken, yatsı namazını kılıp gelin; devam edelim sözünün ardından, Osmanlı İmparatorluğunun son Sultanı, üçyüz milyon Müslümanın halifesi oturduğu koltukta kalp krizinden vefat etmiş olarak buldu. Cenaze bir tabut içinde evin avlusuna kondu. Esnafa olan 60 bin liretlik borç sebebiyle, padişahın tabutuna ve evdeki eşyasına alacaklılar tarafından haciz konuldu. Padişahın hususi çekmecesinde 17 çeyrek lira, bir de pırlantaları sökülmüş nişan çıktı. Bütün serveti bu idi. Tabut gizlice açılıp, cenaze başka bir tabuta konularak evin arkasındaki mutfak kapısından otomobille kaçırdı. Merhum Sultan Cenova’ya, buradan da gemiyle Beyrut’a götürdüler. Sultan Hamid’in eski damadlarından Ahmed Nami Bey, o zamanlar Fransa işgali altındaki Suriye’nin Cumhurbaşkanı idi. Onun izni ile cenaze Şam’a getirildi. Şam halkının iştirakleriyle ve padişahında vasiyeti üzerine, kalabalık bir cenaze namazı ardından Kanuni Sultan Süleyman’ın yaptırdığı camiinin bahçesine gömüldü. Daha sonra Hanedan Sülalesinden vefat edenlerin de gömülmesiyle burası bir aile mezarlığı halini aldı.

Ev vefaat sonrası bir ay hacizli kaldıktan sonra padişahın, Nice şehrinde yaşayan kızı Sabiha Sultan mücevherlerini satarak borcu ödedi ve haczi kaldırdı. Ancak Sanremonun ünlü Kumarhanesinde elde avuçta kalan az bir parayı da yaveri ve eski kayınbiraderi Zeki Beyin kumarda kaybettikleri günümüze kadar anlatılagelmiştir.

Son Sultanın Sanremo’da ki ilk ikametgahı olan Villa Nobel şu anda müze olarak kullanılıyor ve haftanın her günü ziyarete açık. Karşısında bulunan Villa Manolya ise dış cephesi aynı kalmakla beraber içi tamamen değişmiş, şu sıralarda okul (Liceo G.D. Cassini) olarak kullanılmakta. Mülkiyeti ise Sanremo belediyesine ait.

Villa Manolyanın içini ziyaret etme isteğini okul yönetimine ilettiğimiz zaman, önce nereden geldiğimiz ve bir okulu neden ziyaret etmek istediğimiz soruldu. Son Osmanlı Hanedanının burada vefaat ettiği ve sebeple sadece binayı görmek istegimizi iletince, bize tenefüs arasında olmamak kaydı ile ve kısa süreliğine binaya girebileceğimiz, fotoğraf çekebileceğimiz nazik bir yönetici tarafından söylendi. Daha önceden de Türklerin bu yönde istekleri olduğunu ve okul yönetiminin bu istekleri şartlar el verdikçe kırmadıklarını da ilettiler. Binanın içinde o dönemleri hatırlatan pek bir şey kalmamış. Duvarda ki logonun ve oda süslemelerinin orjinal olduğu verilen bilgiler arasında.

Sanremo ve Villa Manolya hakkında daha fazla bilgi ve tur opsiyonları için www.italyada.it sayfamıza bekleriz

Mart 2017
© www.italyada.it & © www.italyaturlari.it